Ege Kıyılarında Dolaşırken...

Bir sevda mıdır damarlarda akan, bir kuşku mudur soranlardan sormayanlardan, bir kitap mıdır her yaprağında anıları kana bulayan...

Yaz çiçekleriyle örtülü bahçelerde dolaşırken Şükran Kurdakul 'un dizelerini mırıldanıyorum...

O güzelim Ege kıyıları ay ışığı altında...

Yedi-sekiz katlı apartmanlar, çatısız binalar...

Kuşadası'na bakıyorum bir tepeden...

Bir çirkinlik anıtı olarak duruyor kent.

Bu güzel, şirin kıyı kasabasını yok edenler acaba ne düşünüyorlar merak ediyorum...

Düş kuruyorum, eski zamanlar içinde kayboluyorum...

Beyaza durmuş eski evlerin kızıla çalan çatılarında ayla güneşi yakalamaya çalışıyorum...

Mavi ışıklarla yivlenen gökyüzü, turuncu ve yeşil posta pullarının baskısına uğramış kara orman düşleriyle öpüşürken, içinde dalgın yalvaçların boğulduğu gizli bir havuzun fıskıyesi altında ıslanıyorum...

****

Kandırılmaya alışılmış bir toplum, beton yığınına dönüşmüş İyonya kıyılarında çirkinliğin simgesi yapılara aldırış etmeden dolaşıyor...

Karadeniz kıyılarından Marmara 'ya, oradan Ege 'ye, Akdeniz 'e ulaşın, yol boyunca yozlaşmanın fotoğrafı çıkacaktır karşınıza...

İnanın sevinçleriniz yok olacaktır hemen!..

İçinizi hüzün kaplayacaktır!..

Bir haftadır salt kıyı kesiminde değil, tüm Ege'de aynı görüntüler karşısında irkildim...

Yüreğimden bir şeyler koptu...

Hele Başbakan Recep Tayyip Erdoğan 'ın ''Ulusa Sesleniş'' ini izledikten sonra, kahroldum...

Ege kıyıları işgal edilmişti...

İzmir 'den Çeşme 'ye doğru yol alırken, Güzelbahçe 'yi geçtikten sonra, denize bakan dağlardaki yabanıl zeytin ağaçlarının söküldüğünü, buralara derme çatma konutlar dikildiğini gördüm...

Kıyılar yıllarca talan edildiğinden, şimdi sıra dağlara gelmiş. AKP iktidarı ise bu talandan 25 milyar dolar toplayacağını öne sürüyor...

Ne demişti Ege Cansen :

''Nakit olarak 2.5 milyar dolar toplasın, Taksim Meydanı'nda horoz gibi öterim...''

Ben de öterim!..

Hem de sabaha karşı, Denizli'de horozlu meydanda...

Denizli horozu gibi...

****

Başbakan Erdoğan ne diyor:

''Anayasa değişikliği konusunun ne ormanla ne de talanla ilgisi var.''

Peki neyle var?

Hazine ve orman alanlarını zilyetlik yoluyla ele geçirip ''Bastırıp parayı aldım, siz de alsaydınız'' diyen, sonra bir yasayla ''tapusunu'' cebine koyanla ilgisi yok mu?

Üstelik pişkinliğe bakın:

''50 milyara aldım, 1 trilyona satıyorum!..''

''Ben yaptım oldu'' değil mi vurgunun adı?

Bodrum'da, Marmaris'te ormanlar cayır cayır yandı!

Gidin bir yıl sonra, yanan alanların ne olduğunu görün.

Şimdiden söyleyeyim neler olacağını...

Kooperatifler kurulacak, mafya yanan orman alanlarını parselleyip satacak...

''Denize nazır arsalar!..''

Birileri vurgun vuracak!..

Bir haftadır Ege'yi dolaşıyoruz Serdar Kızık ve Ozan Yayman 'la birlikte...

İzmir'den Aydın'a doğru yol alırken sağlı sollu pamuk tarlalarında ürün yok!..

Ege'de pamuk alanları 2002 yılında, yüz bin hektar azalmış...

Artık Türkiye ABD , Yunanistan ve Suriye 'den pamuk ithal ediyor.

Tütün, üzüm, incir, pamuk üreticileri perişan...

****

Yıldızlı bir Urla akşamında içim üşüyor...

Çandarlı Körfezi 'nden esen yel Yorgo Seferis 'in anılarıyla buluşuyor; sonu gelmeyen bir yolculukta, gecenin korkuları denizin laciverdiyle buluşuyor...

Uzaklarda görünmeyen bir ayın yansımasında, gecikmiş sevgilileri bekler gibiyim...

İşte burada bitiyordu denizin ve aşkın yapıtları...

Işıkta üç kırmızı güvercin uçuyordu...

Alın yazımızı çiziyorlardı ufukta...

Çok katlı, çirkin bir yapının üzerinde, bize geleceğin fotoğrafını çekiyorlardı...

Yağma var Ege'de yağma!..

Talan var Ege'de talan!..


( Cumhuriyet - 08.10.2003 )